Asgari Ücrete Yüzde 25,49 Zam: Hayat Pahalılığı ve İşsizlik Tartışması Derinleşiyor

Asgari ücrete yüzde 25,49 oranında zam yapılarak 22 bin liradan 28 bin liraya çıkarılması, yeni yıl öncesinde ekonomi gündeminin ilk sırasına yerleşti. Zam kararı, ücret artışının ötesinde, yılbaşı itibarıyla mal ve hizmet fiyatlarında yeni bir zam dalgası beklentisini de beraberinde getirdi.

Ekonomi çevrelerinde, asgari ücret artışının “iğneden ipliğe” fiyatlara yansıyacağı görüşü öne çıkıyor. Gündelik yaşamda gıda, kira, ulaşım ve temel tüketim harcamalarının tamamında hissedilen artışlar, vatandaşın alım gücü üzerindeki baskıyı artırıyor.

Resmi verilere göre son 11 aylık enflasyon yüzde 31 olarak açıklanırken, sokaktaki yurttaşın hissettiği enflasyonun bu oranın çok üzerinde olduğu yönünde yaygın bir kanaat bulunuyor. Pek çok kişi, kendi yaşam deneyiminden yola çıkarak enflasyonun yüzde 30’larla değil, katbekat daha yüksek oranlarla hissedildiğini dile getiriyor.

İşgücü piyasasına bakıldığında ise tablo daha da çarpıcı. Geniş tanımlı işsizlik oranı yüzde 29,4 seviyesinde. Bu oran, iş aramaktan umudunu kesmiş ve işgücü piyasasının dışına itilmiş milyonlarca kişiyi de kapsıyor. Uzmanlara göre, bu veri “asıl işsizlik” olarak değerlendiriliyor.

Diğer yandan ekonomi, kağıt üzerinde büyümeye devam ediyor. Ancak bu büyümenin büyük ölçüde kamu harcamalarına dayandığı, üretim ve istihdam yaratma kapasitesinin sınırlı kaldığı ifade ediliyor.

Asgari ücretin zaman içinde ortalama bir ücret haline gelmesi de dikkat çeken bir başka unsur. Emekli maaşlarının ise asgari ücretin altında kalmaya devam etmesi, gelir dağılımındaki adaletsizlik tartışmalarını yeniden gündeme taşıyor.

Ekonomiye ilişkin beklentiler ise iyimser değil. Değerlendirmelere göre 2026 yılının, 2025’ten daha zor bir yıl olacağı öngörülüyor. Yüksek enflasyon, işsizlik ve gelir kaybının, önümüzdeki dönemde de hane halkı üzerindeki baskıyı artırması bekleniyor.

Diğer Haberler